Defter

Mardin'in bir köşesinde, çoğu gün sessiz duran bir köy var. Ama arpalar sarardığında binlerce yıllık bir tören yeniden canlanıyor — ve mağaralarında hâlâ adı anılmayan misafirler dolaşıyor.
Adı eskiden Bilali'ydi, şimdi Alımlı diyoruz. Mardin'in Artuklu ilçesine bağlı bu köyde taş evler, kemerli odalar ve kayaya oyulmuş sarnıçlar var — ama çoğu artık boş. Gençler yıllar önce şehre, gurbete gitti; geriye sayılı insan kaldı.
Yine de köy büsbütün susmuş değil. Yılın bir haftası, eski sahiplerini geri çağırıyor.

Mayısta tarladaki arpa yeşilden sarıya döndüğünde, köye dağılmış aileler geri döner. Bu güne köyün dilinde "ceh zera" denir: sarı arpalar.
Köyün üstündeki tepeye çıkılır. Bereketli bir hasat için dua edilir, kurban kesilir, pişen ne varsa ortaya konup birlikte yenir. Anlatılanlara göre bu âdet binlerce yıl öncesine — toprağı eken insanın ekmeğini kutsal saydığı çağlara — uzanıyor.
Tören bir ara unutuldu; yarım asırdan uzun süre tepeye kimse çıkmadı. Sonra köyün kendi insanları, dağıldıkları yerlerden dönüp onu yeniden başlattı. Şimdi ceh zera hem bir hasat sevinci hem de bir köyün kendini hatırlaması.
Arpa sarardığında dua edilir, kurban kesilirdi. Bu topraklarda üretim hep kutsaldı.
Köylüler, çevredeki mağaralarda olağanüstü varlıkların yaşadığını anlatır. Zaman zaman görünürlermiş; ama adları yüksek sesle söylenmezmiş — saygıdan mı çekinmeden mi, orası köyün kendi sırrı.
Mardin'in pek çok eski yerinde olduğu gibi, burada da taş, inanç ve hikâye iç içe geçmiş.

Bu hikâyeler havada kalmıyor; köyün taşları onları doğruluyor. Kaya mezarları, sarnıçlar, oyma odalar… Alımlı binlerce yıldır insana yurt olmuş. Hemen yanında Tur Abdin'in Süryani köyleri var; yani burası tek bir halkın değil, üst üste yaşamış toplulukların izini taşıyor.
Ama Alımlı kırılgan. Boşalan her köy gibi, hafızası da onu hatırlayanlar kadar yaşıyor. Sarı arpalar yarım asır sonra yeniden tepeye taşınabildiyse, sebebi basit: birileri unutmadı.
Belki de bu köyün asıl hikâyesi arpada değil — geri dönüşte.