Defter
Mardin'in hikâyeleri
Köyler, mekânlar ve unutulmaya yüz tutmuş gelenekler. Haber değil; eskimeyen anlatılar.

Birinci Cadde'nin sinemaları: Salı ve cuma kadınlarındı
1950'lerde Mardin'in Birinci Caddesi'nde sekiz yılda altı sinema açıldı. Salı ve cuma günleri matineler kadınlarındı; kimi bileti evden getirdiği bulgurla alır, çıkışta cadde bir podyuma dönerdi. En çok anılan üç salon 2016 ile 2019 arasında yıkıldı.

Dargeçit'in taştan küpeleri: Boncuklu Tarla
Dargeçit'teki Boncuklu Tarla'da mezarlardan çıkan küçük taş süsler, burada yaşayanların on bin yılı aşkın bir süre önce kulaklarını ve dudaklarını delip süs taktığını gösteriyor. Güneybatı Asya'da bunun mezardan okunabilen en eski kanıtı bu.

Midyat'ta eski bir değirmenin altından çıkan mozaik
Midyat'ta, Beyazsu mesire alanındaki eski bir su değirmeni temizlenirken zeminde renkli taşlar göründü. Kazıda kırk metrekareye yakın mozaik ve iki kelimelik bir yazıt çıktı: Tittos Domestikos. Kelimelerden biri bir insanın adı.

Mardin'in kiliçesi: Nişanda bademli, yasta sade
Mardin'in kiliçesi hep aynı hamurdan yapılır ama her törende başka bir biçim alır: nişanda bademle süslenir, Noel'de hayvan biçimine girer, Paskalya'da hamuruna yumurta katılır. Yasta ise süt yerine su kullanılır, badem hiç konmaz.

Şahmeran Hâlâ Duvarda
Mardin’de bazı figürler yalnızca süs değildir. Bir bakır tabağın üstünde, eski bir evin duvarında, cam altı bir resimde ya da bir dükkânın loş köşesinde karşımıza çıkar. Yarı kadın, yarı yılan bir suret… Adı Şahmeran’dır. Ama Mardin’de Şahmeran yalnızca bir efsane değil; duvara asılmış eski bir hafızadır.

Abbaraların Altında Kalan Sesler
Mardin’de bazı sokaklar gökyüzüne açılmaz. Taş evlerin altından geçer, bir gölgenin içine girer, birkaç adım sonra başka bir zamana çıkar. Bu geçitlere abbara denir. Ama abbaralar yalnızca taş kemerlerden ibaret değildir; Mardin’in altında kalan sesleridir.

Zindan Sanılan Su: Dara’nın Karanlık Hafızası
Mardin’in güneydoğusunda, Mezopotamya Ovası’na bakan eski bir şehir var. İnsanlar oraya çoğu zaman “zindan” diyor. Oysa karanlığın içinde mahkûmlar değil, bir zamanlar bütün bir şehri hayatta tutan su saklıydı.

Kapısını bulamayan köy: Kıllıt
Savur'un iki vadisi arasında, Mardin'in küçük bir kopyası gibi duran bir köy var. Bacalarda duman, pencerelerde çiçek, sokaklarda çocuk sesi yok. Üç kilise, bir cami, bir de üç kez verilmiş göçün sessizliği.

Gelenekleri büyüleyen, efsaneleri ürküten köy: Alımlı
Mardin'in bir köşesinde, çoğu gün sessiz duran bir köy var. Ama arpalar sarardığında binlerce yıllık bir tören yeniden canlanıyor — ve mağaralarında hâlâ adı anılmayan misafirler dolaşıyor.
Tüm sayfalar
Mardin360'taki 48 sayfa, başlıklara ayrılmış

