Defter
Mardin'in hikâyeleri
Köyler, mekânlar ve unutulmaya yüz tutmuş gelenekler. Haber değil; eskimeyen anlatılar.

Şahmeran Hâlâ Duvarda
Mardin’de bazı figürler yalnızca süs değildir. Bir bakır tabağın üstünde, eski bir evin duvarında, cam altı bir resimde ya da bir dükkânın loş köşesinde karşımıza çıkar. Yarı kadın, yarı yılan bir suret… Adı Şahmeran’dır. Ama Mardin’de Şahmeran yalnızca bir efsane değil; duvara asılmış eski bir hafızadır.

Abbaraların Altında Kalan Sesler
Mardin’de bazı sokaklar gökyüzüne açılmaz. Taş evlerin altından geçer, bir gölgenin içine girer, birkaç adım sonra başka bir zamana çıkar. Bu geçitlere abbara denir. Ama abbaralar yalnızca taş kemerlerden ibaret değildir; Mardin’in altında kalan sesleridir.

Zindan Sanılan Su: Dara’nın Karanlık Hafızası
Mardin’in güneydoğusunda, Mezopotamya Ovası’na bakan eski bir şehir var. İnsanlar oraya çoğu zaman “zindan” diyor. Oysa karanlığın içinde mahkûmlar değil, bir zamanlar bütün bir şehri hayatta tutan su saklıydı.

Kapısını bulamayan köy: Kıllıt
Savur'un iki vadisi arasında, Mardin'in küçük bir kopyası gibi duran bir köy var. Bacalarda duman, pencerelerde çiçek, sokaklarda çocuk sesi yok. Üç kilise, bir cami, bir de üç kez verilmiş göçün sessizliği.

Gelenekleri büyüleyen, efsaneleri ürküten köy: Alımlı
Mardin'in bir köşesinde, çoğu gün sessiz duran bir köy var. Ama arpalar sarardığında binlerce yıllık bir tören yeniden canlanıyor — ve mağaralarında hâlâ adı anılmayan misafirler dolaşıyor.

