Defter

Mardin’de bazı figürler yalnızca süs değildir. Bir bakır tabağın üstünde, eski bir evin duvarında, cam altı bir resimde ya da bir dükkânın loş köşesinde karşımıza çıkar. Yarı kadın, yarı yılan bir suret… Adı Şahmeran’dır. Ama Mardin’de Şahmeran yalnızca bir efsane değil; duvara asılmış eski bir hafızadır.
Eski Mardin sokaklarında yürürken taşın dili insana ağır gelir. Evler, kapılar, kemerler ve dar geçitler sanki çok şey görmüş ama az konuşmaya karar vermiş gibidir. Fakat bazı duvarlar vardır ki susmaz. Üzerinde bir Şahmeran resmi varsa, o duvar artık yalnızca duvar değildir.
Bir hikâye taşır.
Şahmeran’ın yüzü çoğu zaman sakindir. Gözleri doğrudan bakar. Saçları uzun, bedeni yılanlarla çevrili, duruşu ağırbaşlıdır. Ne tamamen korkutucudur ne de tamamen masum. İçinde bilgelik, sır, ihanet, şifa ve hüzün aynı anda durur.

Şahmeran anlatısı, Mezopotamya’dan Anadolu’ya uzanan eski hikâyelerin içinde dolaşır. Her anlatıcının dilinde biraz değişir, her şehirde başka bir renge bürünür. Ama özünde hep aynı acı vardır: Bilgeliğin ihanete uğraması.
Rivayete göre Şahmeran, yılanların şahıdır. İnsan gözünden uzak, yeraltında saklı bir dünyada yaşar. Şifayı bilir, sırları bilir, insanın hem iyi hem kötü tarafını tanır. Onunla karşılaşan kişi yalnızca efsanevi bir varlıkla değil, saklı bir bilgiyle de karşılaşmış olur.

Fakat insan, bazen öğrendiği sırrı taşıyamaz.
Bu yüzden Şahmeran hikâyesi yalnızca fantastik bir masal değildir. Emanete sadakati, bilginin bedelini ve güvenin ne kadar kırılgan olduğunu anlatır.
Mardin çarşılarında Şahmeran çoğu zaman el emeğinin içinde yaşar. Bakırcıların işlediği levhalarda, cam altı resimlerde, taş evlerin duvarlarına asılan süslerde ve hediyelik eşyalarda karşımıza çıkar.
Ama onun varlığı yalnızca turistik bir görüntü değildir. Şahmeran, Mardin’in çok katmanlı ruhuna yakışan bir semboldür. Çünkü bu şehirde de hiçbir şey tek anlamlı değildir. Bir taş ev yalnızca ev değildir; aile hafızasıdır. Bir abbara yalnızca geçit değildir; gölge ve komşuluktur. Bir eski kapı yalnızca kapı değildir; içeride yaşanmış hayatların izidir.

Şahmeran da böyledir.
Bir duvarda asılı durur ama yalnızca süs gibi bakılmayı kabul etmez. Ona bakan kişiye eski bir dünyanın kapısını aralar. Kadim inançları, halk anlatılarını, kadın figürünün gücünü ve doğayla insan arasındaki kırılgan bağı hatırlatır.
Mardin’de Şahmeran, duvara asılı bir resimden çok, unutulmak istemeyen eski bir sestir.
Şahmeran’ın en dikkat çekici tarafı, kadın yüzlü oluşudur. Yılan bedeni korkuyu, kadın yüzü sezgiyi ve merhameti çağrıştırır. İkisi birleşince ortaya hem güçlü hem kırılgan bir figür çıkar.
Bu yönüyle Şahmeran, Mardin’in taş duvarlarına da benzer. Dışarıdan sert görünür; ama içinde avlu, gölge, su sesi ve hayat saklar.

Bir bakırcı dükkânında Şahmeran işlenirken yalnızca bir desen çizilmez. Usta, eski bir hikâyeyi metale geçirir. Çekiç her vurduğunda figür biraz daha belirir. Gözleri, saçları, yılan gövdesi ve çevresindeki motifler anlatının parçası olur.
Cam altı resimde ise Şahmeran daha başka görünür. Camın arkasında korunmuş gibidir. Kırılgan ama kalıcıdır. Sanki efsanenin kendisi de böyledir: Her an kırılacak kadar narin, yüzyıllarca yaşayacak kadar güçlü.
Bugün Şahmeran, Mardin’de hem eski hem yeni bir figür olarak yaşamaya devam ediyor. Bir yandan çarşıda satılan hediyelik eşyalarda çoğalıyor, diğer yandan eski anlatıların içindeki derin anlamını koruyor. Bazıları onu bereket için asıyor, bazıları nazardan korusun diye, bazıları yalnızca güzel bulduğu için.
Ama sebep ne olursa olsun, Şahmeran’ın Mardin duvarlarındaki varlığı tesadüf gibi durmaz.

Çünkü Mardin de biraz Şahmeran gibidir. Yarısı görünen, yarısı saklı. Bir tarafı taş, bir tarafı hikâye. Bir yüzü ovaya bakar, diğer yüzü geçmişin karanlık ve serin odalarına.
Bir evin duvarında Şahmeran görürseniz, ona yalnızca desen gibi bakmayın. O figürün arkasında eski bir anlatı, kırılmış bir güven, saklanmış bir bilgi ve hâlâ yaşayan bir halk hafızası vardır.
Mardin’de bazı hikâyeler kitapta durmaz.
Taşa siner.
Bakıra işlenir.
Camın arkasında bekler.
Ve bazen, eski bir odanın duvarında, Şahmeran hâlâ sessizce bakmaya devam eder.