Defter

Birinci Cadde'nin sinemaları: Salı ve cuma kadınlarındı
1950'lerde Mardin'in Birinci Caddesi'nde sekiz yılda altı sinema açıldı. Salı ve cuma günleri matineler kadınlarındı; kimi bileti evden getirdiği bulgurla alır, çıkışta cadde bir podyuma dönerdi. En çok anılan üç salon 2016 ile 2019 arasında yıkıldı.
Mardin'de kadınlar matinesinin olduğu günlerde, sırtında sinema afişleriyle bir adam sokak sokak dolaşırdı. Hangi salonda hangi film oynuyor, saat kaçta başlıyor, kimler oynuyor; davulla, hoparlörle bağıra bağıra duyururdu. O yılları hatırlayan birinin aktardığına göre çağrının kime yapıldığı da açıktı: "erkekler siz gelmeyin sakın."
Bu günler salı ve cumaydı. Salonlardan birini yıllarca işleten kişi, o iki gün içeriye kadınlardan başka kimseyi almadıklarını anlatıyor. Salonların hepsi aynı caddedeydi: şehrin en kalabalık yeri, alışverişin ve ticaretin döndüğü Birinci Cadde.
> "Mardin'de kadınlar için sinemaya gitme, sokağa çıkma tüneliydi."
Bu sözü söyleyen, Mardin Artuklu Üniversitesi'nden Yektanurşin Duyan'ın görüştüğü kadınlardan biri. Duyan 2013 ile 2020 arasında, 1960'larda ve 70'lerde sinemaya gitmiş otuz kişiyle konuştu; on dokuzu kadındı. Bu görüşmeler 2023'te Erciyes İletişim Dergisi'nde yayımlandı. Duyan'ın 2021'de yayımlanan bir başka çalışması da salonların kendi hikâyesini, yerel gazete arşivinden ve salon çalışanlarıyla yaptığı görüşmelerden çıkarıyor. Bu yazı o iki çalışmaya dayanıyor.
Önce Halkevi
Mardin, Birinci Cadde'nin salonlarından önce de film görmüştü ama pek sevmemişti. Ulus Sesi gazetesinin 10 Aralık 1948 tarihli bir yazısına göre sinema şehre 1928'de gelmiş, "eski, bozuk ve mevzusuz filmler" yüzünden ilgi görmeyince Diyarbakır'a taşınmıştı.
İlgiyi başlatan Halkevi Sineması oldu. Halkevi'nde 19 Mayıs 1938'den itibaren film gösteriliyordu. Salonun adı 1945'te Şehir Sineması oldu; yerel gazetelerdeki izlere göre 1958'de kapandı. Halkevi binası 2011'de yıkıldı, yerine otel yapıldı.
Sekiz yılda altı salon
Asıl hareket 1950'lerde başladı. Özel salonlar şu sırayla açıldı:
- Lale, 1950
- İstiklal, 1953
- Atlas, 1954
- Aile, 1955
- Yenişehir, 1956
- Melek, 1958
Bu yılları kesin açılış tarihi gibi okumamak gerek. Lale'nin 1950'si bir görüşmeden geliyor; öteki beşinin yılı, adlarının Ulus Sesi gazetesinde ilk geçtiği yıl.
Yenişehir gazeteye bir müjdeyle girmişti: "Haftalardan Beri Beklediğiniz Sinema Açıldı." Melek ise bir kaza haberiyle. 19 Kasım 1958'de gazete, belediye binasının sağındaki dört katlı yeni sinemanın salon tavanının beton dökülürken çöktüğünü yazıyor. O bina Melek'ti.
Salonlar birbirine yakındı, çoğu sokakların birleştiği yerlerdeydi. Bu yüzden kadınların çoğunun evine yürüme mesafesindeydiler. 1956'da beş salon yerel gazeteye ortak ilan veriyordu.
Seyirci de boldu. Ulus Sesi'nin 6 Mart 1963 tarihli haberine göre, belediyenin denetiminde Mardin merkezde iki günde 3.095 sinema bileti satılmıştı. 1960 sayımında şehrin nüfusu 28.816'ydı. Gazeteler 1955'ten itibaren sinemaların telefon numaralarını "Lüzumlu Telefon Numaraları" sütununda, valiliğin, hastanenin ve eczanenin numaralarıyla yan yana basıyordu.
Ama altı salonun hepsi uzun yaşamadı. Atlas ve Yenişehir 1957'de, Aile 1959'da kapandı. 1969'da şehir merkezinde çalışan salonlar Lale, İstiklal ve Melek'ti; her birinin bir de açık hava sineması vardı.
Üç salon, üç bina
Lale, görüşmelerde "aile sineması", "lüks sinema", "Mardin'in en ciddi sineması" diye anılıyor. Şehirde baştan sinema olarak yapılan ilk salon olduğu anlatılıyor. Eğimli salonu 200 ile 250 kişilikti ve üç bölümdü: perdeye yakın sandalyelerde genellikle çocuklar otururdu, ortada koltuklar, arkada deri koltuklu localar vardı.
Kadınların aklına ilk gelen salon da Lale. Hem gösterdiği filmler hem de yeri yüzünden: sokakların birleştiği bir köşedeydi ve esnafın, eşrafın gözüne görünmek istemeyen kadınlar ilk onu seçerdi.
İstiklal'in binası sinemadan önce de çok şey görmüştü. Sırasıyla rahibe okulu, İstiklal Mahkemesi, sabun atölyesi ve pavyon olarak kullanılmış. Sahibinin ailesinden aktarılana göre binayı 1950'de alan kişi, İstiklal Pavyonu'nu İstiklal Sineması'na çevirmiş. Salonda loca diye kullanılan balkon bölmeleri aslında eski mahkeme binasının pencereleriymiş. 200 ile 250 kişilik salon 1968'deki tadilatla 700 kişiye çıktı; 1974'te adı Köşk Sineması oldu.
Melek büyük düşünülmüştü. 1958'de bugünkü Cumhuriyet Meydanı'nın karşısına, Diyarbakır'daki Dilan Sineması'na rakip olsun diye yapıldı. Dört katlı binanın iki katı sinemaydı, salon 1.200 kişilikti. Bir görüşmecinin anlattığına göre yapılırken salonun sesi düşünülmemişti; 1962, 1964 ve 1970'teki tadilatlar da bunu düzeltemedi. Adı da yerinde durmadı: 1960'ta Yeni Melek, 1964'te yeniden Melek, 1969'da Renk Sineması oldu.
Salı ve cuma
Salonların haftası belliydi: salı ve cuma kadınlar matinesi, çarşamba hem öğrenci hem halk günü, cumartesi yine öğrenci günü, pazar askerlere gösterim. Her seansta genellikle iki film oynardı.
Kadınlar yabancı filmlere pek gitmediği için, aynı işletmecinin anlattığına göre matineye "bayan filmleri" konurdu: melodramlar ve yerli arabesk şarkıcıların filmleri. Görüşülen kadınların hatırladıkları da çoğunlukla Türk ve Mısır melodramları; oyuncular arasında Türkan Şoray ve Hülya Koçyiğit öne çıkıyor. Bir kadın, acıklı filmlerde salonun hâlini tek cümleyle anlatıyor: "Herkesin elinde bir mendil."
Sinemaya tek başına değil, toplu gidilirdi: anneyle, akrabayla, komşuyla. Haber evden eve, bazen bir çocukla gönderilir, birlikte yola çıkılırdı. Görüşülenler bunu bir birliktelik olarak hatırlıyor. Duyan ise bu toplu gidişte dedikoduyu önlemenin ve erkekler yokken denetimi yaşça büyük kadınlara bırakmanın bir yolunu da görüyor.
Görüşülen bir erkek, kadınların hangi salona ve hangi filme gideceğini erkeklerin önceden bildiğini anlatıp ekliyor: "Yani önceden vize evden alınmıştı."
Yol da hesaplanırdı. Bir kadın, film saat birde başlarken erkeklerin on ikide camiye gittiğini, camidekiler görmesin diye Şeyh Çabuk Camii'nin altından, aşağı sokaktan dolandıklarını anlatıyor.
Para her zaman yoktu. Görüşülenler, bilet için gişeye evden bulgur, içli köfte ya da ceviz götürüldüğünü anlatıyor. Varlıklı olanların ise başka bir yolu vardı: bir makinistin hatırladığına göre kimi hanımlar filmi kendileri için oynatır, yanlarına bir terzi alırdı. Terzi, hanımın perdede Hülya Koçyiğit'in ya da Fatma Girik'in üstünde gördüğü elbisenin modelini çıkarırdı.
Matine dışındaki seanslarda düzen başkaydı. Aileler loca kiralardı; bekâr erkekler ön sıralarda, aileler ve eşleriyle gelen kadınlar locada ve salonun arkasında otururdu.
Çıkışta cadde podyuma dönerdi
Matine hazırlığı sinemadan önce başlardı. Görüşülen bir kadın "Sinema günü sabahiye gibiydi" diyor; sabahiye, Mardin'de düğünün ardından kadınlar arasında yapılan eğlencenin adı. En güzel elbiseler giyilir, saçlar yapılır; ışıklar yanınca kimin ne giydiğine bakılırdı.
Çıkışta gösteri caddeye taşınırdı. Görüşülen bir erkeğe göre "Bu Birinci Cadde bir moda podyumu haline gelirdi." Erkekler sinemadan çıkan kadınları seyrettiklerini olağan bir şeymiş gibi anlatıyor. Duyan bunu, şehirdeki eşitsizliğin yeniden üretildiği yerlerden biri olarak görüyor.
Yerel basın da bu bakıştan uzak değildi. Mardin Sesi'nin 22 Nisan 1966 tarihli "Kadın Sineması" yazısı, matine çıkışındaki "kendini bilmez kişilerin taşkın hareket"lerinden yakınıyor ve ilk çözüm olarak şunu öneriyor: "ya kadınlarımızı bu matinelere göndermeyelim". Duyan'ın dikkat çektiği gibi yazar elle ve sözle tacize karşı çıkıyor, kadınların seyredilmesini ise yadırgamıyor.
Demokrat Mardin'in 13 Ocak 1955 tarihli bir köşe yazısı daha da ileri gidiyor. Hıçkırık filmine kadınların gösterdiği "aşırı reaksiyon"u eleştiriyor, bilet parası olmayan bir kadının alyansını rehin bıraktığını iddia ediyor ve filme düşkünlüğü bir hastalık sayıyor.
Perde nasıl kapandı
Önce sinemaya giden kadın hakkında söylenenler değişti. Altmışlarda sık giden bir kadın için olsa olsa ev işinden anlamadığı, hep gezdiği söylenirdi; yetmişlerde bu söz ahlaka dair bir suçlamaya döndü. Duyan bunu o yıllarda salonlarda gösterilen seks filmlerine bağlıyor. Görüşülen bir kadın, "açık filmler"den sonra sinemaya giden kadınların ayıplandığını anlatıyor.
Kadınlar yine de seksenlere kadar gitmeyi sürdürdü. 12 Eylül darbesinden sonraki siyasi olayların onları sinemadan uzak tutup tutmadığı sorulduğunda, Mardin'de öyle olaylar olmadığını, seks filmleri yüzünden gitmeyi bıraktıklarını söylemişler. Duyan buna darbe dönemini ve televizyonun yaygınlaşmasını da ekliyor. 2021'deki çalışma ise aile ve kadın seyircinin salonlardan kopuşunu yetmişlerin ikinci yarısında, televizyonla ve erotik filmlerle başlatıyor.
Görüşmelerden çıkan sonuç, seksenlerden sonra kadınların sinemaya gitmeyi bıraktığı. Ama bu sonuç on dokuz kadının ve on bir erkeğin hatıralarına dayanıyor; şehrin bütün kadınları için tutulmuş bir kayıt değil.
Salonlara ne oldu
Lale seksenlerin başında kapandı; yılı iki çalışmada farklı, biri 1980 diyor, öteki 1982. 2023'teki çalışmaya göre salon 2014'ten sonra erkeklerin bilgisayar oyunu oynadığı bir yer olarak kullanıldı; 2021'deki çalışmaya göre de 2016'da yıkıldı.
İstiklal ve Melek önce "asker sineması" denen, erkeklere erotik film gösteren salonlara döndü. Doksanların sonunda düzenli gösterim yapmayan bu salonlar kahvehaneye, kaçak kumar oynatılan ve horoz dövüştürülen izbe yerlere dönüşmüştü. Melek 2001'de, İstiklal 2008'de kapandı; ikisinde de doksanlardan sonra düzenli film gösterilmediği not edilmiş.
2000'lerin başında Avrupa Birliği projeleriyle Birinci Cadde yenilenirken sinema salonları yenilenmeyen yerler arasındaydı. Melek 2018'de, Köşk adını taşıyan İstiklal 2019'da yıkıldı. Üç salonun yıkılma sebepleri arasında yangın, otopark yapılması ve düğün salonu olarak kullanılma sayılıyor, ama hangisinin hangi salona ait olduğu ayrılmıyor.
Hikâyenin küçük bir dönüşü de var. Lale'nin açık hava sineması olan Park Sineması, eski belediye düğün salonunun üstündeydi. 2006'da Birinci Cadde'deki Eski Belediye Düğün Salonu, Sinemardin adıyla sinema salonuna çevrildi. Aynı yıl "sinemasız bir kentin film festivali" sloganıyla ilk Uluslararası Mardin Film Festivali'ne ev sahipliği yaptı. Sinemardin 2011'de kapandı. 2021'de şehrin sinema hayatı Yenişehir'deki alışveriş merkezlerinin salonlarında sürüyordu.
Bilinmeyenler
Bu yazı iki çalışmaya dayanıyor; caddeye gidilip yerinde bakılmadı. İki çalışma da aynı araştırmacının ve görüşmeler kısmen aynı yıllarda yapılmış. Yani biri ötekini doğrulamıyor, tamamlıyor.
Salonların bugün tam olarak nerede durduğunu da söyleyemiyoruz. 2021'deki çalışma Lale'yi bugünkü Akbank'ın alt katına, Atlas'ı Şahım Pasajı'nın yerine, İstiklal'i İnekler Çarşısı'na, Melek'i Cumhuriyet Meydanı'nın karşısına yerleştiriyor. Bu tarifler o yıllara ait; bu yazı için kimse caddede tek tek eşleştirme yapmadı. Aile'nin ve Yenişehir'in yeri kaynaklarda geçmiyor.
Tarihler de kesin değil. Açılış yılları çoğunlukla bir adın gazetede ilk göründüğü yıl; Lale'nin kapanışı için iki ayrı yıl var. Kadınların anlattıkları ise onlarca yıl sonra hatırlanan şeyler; çalışmanın kendisi de görüşülenlerin geçmişi bugünden daha güzel anlattığını not ediyor. Hangi mahallede, hangi kuşakta, hangi ailede işlerin başka yürüdüğü bu hatıralardan çıkmıyor.
Ama anlatılanlar yeterince açık: haftanın iki günü, sokağa açılan kapı Birinci Cadde'deki bir sinemanın kapısıydı. O salonların en çok anılan üçü artık yok. Cadde duruyor.
Kaynaklar: Yektanurşin Duyan, “Sinema Bizler İçin Sokağa Açılan Bir Tüneldi”: 1960-1970’li Yıllarda Mardinli Kadınların Sinema Deneyimi Üzerine Bir İnceleme, Erciyes İletişim Dergisi 10(1), 327-343, 2023 · Yektanurşin Duyan, Sinemanın Mardin’deki Seyri: Sinema, Şehir ve Seyir, sinecine 12(1), 9-42, 2021. Gazete tarihleri ve gazetelerden yapılan alıntılar bu iki makalenin aktarımıdır; gazetelerin özgün nüshaları görülmedi.
Kapak: Birinci Cadde'de 144 numaralı bina, Ekim 2025; bu binanın salonlardan biri olduğuna dair bir bilgi yok. Fotoğraf: Dosseman, Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0; kırpıldı ve küçültüldü.
Tüm sayfalar
Mardin360'taki 48 sayfa, başlıklara ayrılmış

